Peygamber Efendimizin Ramazan ayındaki ibadet hayatı

İnsanlık için vazgeçilmez örnek olan Hz. Peygamber’in Ramazan gün ve gecelerinin ihyasındaki ibadet hayatı müminler tarafından sıklıkla araştırılıyor.

On bir ayın sultanı Ramazan’da bizler de Efendimiz’in Ramazan’daki gece ibadetini, uzun uzun dualarını, tefekkür etmesini, Kur’ân okumasını, itikâfını, umresini, verdiği sadakaları arttırmasını Rabbi ile birlikteliğini sonsuzlaştırma aracı kıldığı şeklinde değerlendirmeliyiz.

Peki Peygamber Efendimiz (s.a.v) Ramazan’ı nasıl geçirirdi? İşte hadisler ışığında, sahabilerin gözlemleriyle, Hz. Muhammed’in Ramazan’ı…

HZ. PEYGAMBER RAMAZANI NASIL GEÇİRİRDİ?

Peygamber Efendimiz, Allah Teâlâ’ya olan şükrünü ibadetleriyle gösterdiği için hayatının her karesi ibadetle örülü idi. Ramazan’da ise, bu ibadetlerini daha fazla artırırdı.

Hz. Peygamberin Ramazan heyecanı ‘Sahur’la başlardı. Sahur vaktine çok önem verir, ümmetine de bu vaktin feyzi ve bereketinden istifade etmeyi tavsiye ederdi. “Bir yudum su ile dahi olsa sahur yemeği yiyin, zira sahurda bereket vardır” buyururdu.

Ramazanda sahur vakti geldiğinde Ashâbı Suffeyi sahur yemeğine çağırır, ‘Haydin mübarek yemeğe!’ diye onlara ikram ederdi.

Hz. Peygamber,  “mübarek bir ay” olarak nitelendirdiği ramazan ayı girdiğinde cennet kapılarının açılıp cehennem kapılarının kapandığını ve şeytanların bağlandığını, inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek ramazan orucunu tutan kişinin geçmiş günahlarının bağışlanacağını haber vermektedir.

HZ. PEYGAMBERİN RAMAZANDAKİ AHVALİ

Rivayetler ramazan geldiğinde Resûlullah’ın mânevî yaşantısında farkedilecek derecede bir değişiklik meydana geldiğini, bu ayda Cebrâil ile buluşup karşılıklı Kur’an okuduklarını, özellikle bu günlerde onun cömertliğinin doruk noktasına ulaştığını, ramazan ayının son on günü girdiğinde onun geceleri ihya edip ev halkını uyandırdığını ve kendisini tamamen ibadete hasrederek eşleriyle ilişkisini kestiğini bildirmektedir.

Hz. Peygamber, başka insanların da çağrılarak beraber iftar edilmesine teşvik ederdi. Bu konuda şöyle buyururdu: “Her kim bir oruçluya iftar ettirirse, kendisine onun sevabı kadar sevap verilir.”

Bir gün bir sahabe gelip, ‘Bana öyle bir amel tavsiye et ki, Allah teala beni onunla mükafatlandırsın’ diye sormuştu. Allah rasulü , ‘sana orucu tavsiye ederim, zira onun bir misli yoktur’ diye cevap vermişti.

İFTARDA HZ. PEYGAMBER

Peygamberimiz orucu açarken acele edilmesini isterdi, ayrıca hurma ve su ile iftar edilmesini tavsiye ederdi. Ashabının iftar davetlerini de geri çevirmezdi.

Hazret-i Âişe -radıyallâhu anhâ-’nın ifadesiyle; genellikle “hurma” ve “su” dışında bir şey bulunmayan Hâne-i Saâdette; Hayber Fethi ganimetleri sonrasında, ashâb-ı kirâmın da maddî olarak rahatlamasıyla birlikte, yemek pişmeye başlamıştır. Ama Peygamber Efendimiz’in genel uyarısı, insanın kifayet miktarı yiyecekle yetinmesidir.

Ancak ille de yenecekse, midenin tamamının doldurulmaması; üçte birinin hava, üçte birinin su, üçte birinin yemek için ayrılması tavsiye edilmiştir.

Hz. Peygamber bu “az yeme” ölçüsüne, Ramazan ayında da riâyet etmiştir. Sünnete uyma, yalnızca yokluk anlarında ve normal günlerde değil; bolluk ve Ramazan iftarlarında da olmalıdır.

Mideyi tıka basa doldurmakta insanı hem madden hem manen zayıflığa götürür. Sofrada israftan kaçınmak, az yemek daima peygamber efendimizin edindiği ve tavsiye ettiği bir düstur olmuştur.

Hz. Peygamber neyi tavsiye ettiyse bunda tıbbi olarakta bir hikmet vardır. Men ettiği şeylerde de muhakkak vücuda bir zarar vardır. Onun tavsiyeleri evrenseldir ve tüm zamana, tüm insanlığa hitap eder.

Peygamberimiz orucunu açarken muhakkak dua eder ve dua edilmesini tavsiye ederdi. İftarda ‘Allahım senin için oruç tuttum, senin verdiğin rızık ile orucumu açıyorum’ diye dua ederdi.

HER GÜN KURANLA MEŞGUL OLURDU

Hz. Peygamber, bu ayda her gün Kuran okurdu.

Cebrail Aleyhisselamla birlikte mukabele yaparlardı. Önce Cebrail Aleyhisselam okur peygamberimiz dinler, sonra peygamberimiz okur Cebrail Aleyhisselam dinlerdi.

MUHTAÇLARI DOYURURDU

İhtiyaç sahiplerini sevindirip onların gönlünü kazanmak en mühim ramazan ibadetlerinden biridir.

Hz. Peygamber Ramazan geldiğinde kendisinden bir şey isteyenleri geri çevirmezdi. Hepsinin ihtiyacını tek tek karşılardı. Cömert kimsenin Allâh’a, cennete ve insanlara daha yakın olduğunu bildirirdi.

En çok bu ayda sadaka verirdi. Hangi sadaka faziletlidir diye sorulduğunda, ‘Ramazan ayında verilen sadaka!’ buyurmuşlardı.

Bu aya özel olan Fıtır sadakasını bayramdan öncesine denk gelecek şekilde verirdi. Bunun sebebi bayrama muhtaç olarak giren kimsenin kalmamasıydı.

Zeyd bin Sabit’e peygamberimiz bu aydaki sadakanın fazileti hakkında şöyle tavsiyede bulundu: “Ey Zeyd! Verecek hiçbir şeyin yoksa, bir parça iple dahi olsa fıtır sadakasını ver.”

ESİRLERİ HÜRRİYETİNE KAVUŞTURURDU

Esir olan herkesi özgürlüğüne kavuştururdu. Bu mali olarak çok külfetli bi işti ancak Rasulullah bunu kolaylıkla gerçekleştirirdi.

UMRE TAVSİYE EDERDİ

Ramazanda yapılacak en önemli ibadetlerden birisi de Umre’dir.

Hz. Peygambere bir kadın gelerek,  Hac için hazırlandığını fakat bir mani çıktığını ve gidemediğini bildirdi. Peygamberimiz ona “Ramazanda umre yap, çünkü o da hac gibidir” buyurdu.

RAMAZANI İTİKAF İLE SONLANDIRIRDI

Hz. Âişe’nin, “Resûl-i Ekrem ramazanın son on gününde i‘tikâfa girerdi. İtikaf bir mescidde ibadet niyetiyle ve belirli kurallara uyarak inzivaya çekilmektir. O bu âdetine vefatına kadar devam etmiştir. Sonra onun ardından hanımları i‘tikâfa girmiştir” şeklindeki rivayeti buna delildir.

İ‘tikâfa özellikle ramazan ayının son on gününde girilmesi Bin aydan daha hayırlı olan  Kadir gecesini de ihya etme fırsatı vereceği için ayrı bir önem taşır.

Hz. Âişe, “Resûl-i Ekrem ramazanın son on gününde ibadet için yoğun bir gayret içine girer, gecesini ihya eder ve ibadet için aile fertlerini uyandırırdı” demiştir.

Hz. Peygamber (s.a.v) döneminde dokuz Ramazan yaşanmıştır. Vefat ettiği sene peygamberimiz itikafı 20 gün yapmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir